İÇE DÖKÜLMELER / KEŞKE O GÜNÜ HİÇ GÖRMESEYDİM…

  • Erkan ALTUN Erkan ALTUN

KEŞKE O GÜNÜ HİÇ GÖRMESEYDİM… Bir ara adım “rokuncu neneye” bile çıkmıştı. Sık sık o Haluk oğlum var ya, işte ben hep onun konserine giderdim. Haluk oğlum takmıştı o adı bana.

                Güzel çocuklar, kuzular, sevgili arkadaşlar!.. Beni bir dinleyiverin. Ben böyle kalabalıkta çok konuşmayı sevmem. Keşke şu koşar adım giden çocuk her biriniz ile birebir konuşmamı kabul edeydi. Şu uzun kıvırcık saçlı çocuk var ya, ha, sahnenin arkasında duran… Teyzem dedi “Çık şu kalabalığa, biraz kendinden bahset. Karşılığında da sene sonuna kadar düzenlenecek bütün festivallerin, konserlerin biletini ben vereceğim!” dedi. Hatta önümüzdeki üç ayın biletleriyle aha bu parayı tutuşturdu elime. Sosyal deney mi ne, ondan yapıyormuş. Ben konuşacakmışım, o da kalabalığı izleyip sizin tepkilerinize göre kalan bilet ile parayı verecekmiş.

                Türkiye’nin dört tarafında tanırlar beni. Adım Hasibe, Hasibe YAKARIŞ! Tonton nene diye seven olur, Hasibe anne diye bağrına basan. Ben sık sık katılırım böyle konserlere, festivallere. Buradaki bütün gençler tanır beni. Bir ara adım “rokuncu neneye” bile çıkmıştı. Sık sık o Haluk oğlum var ya, işte ben hep onun konserine giderdim. Haluk oğlum takmıştı o adı bana. Önce dalga geçer zannederdim. Sonra dalga geçmediğini anladım.  Bazen kafa sallayan nene, bazen çılgın bediş deyen olur.. Ne derlerse desinler be, çocuklar ne derseniz deyin! Benim adım Hasibe… 

                Diyeceksiniz ki “Hasibe neden bu yollara düştü?” Hüseyin… Kocam… 17 yıl önce öldü. Az çok tanıdınız beni. 21 yıldır o arayışım devam edip durur. Hüseyin’in korkusundan 4 yıldır hep için için aradım durdum. O öldükten sonra da “Durma gari Hasibe! Gün, bu gündür!” diyerek yollara düştüm. O gün bu gündür eylemlere, konserlere, festivallere gider dururum. İçimdeki bu arayışı durduramıyorum. Bu yangını söndüremiyorum be çocuklar.

                Hepinizin az çok bütün dertlerini bilirim. Özellikle o çadırlı konser alanlarında az dinlemedim sizleri. Tamam, eğlenip duruyorsunuz ama bir de şu hayatın gerçekleriyle yüzleşmeleriniz olmasa… De mi kuzum? Ha işte, ondan bahsettim! Ben neler neler gördüm be yavrum…          

“Ne yapacağım abla?”

                Geçen ay katıldığım konserde ara ara görmüş olduğum bir kızcağız vardı. Adı şey… Şey işte… O geldi. “Hasibe anne, seninle bir şey konuşmak istiyorum!” dedi. Beni kenara çekti, anlattı. Neymiş, kendini çok kötü hissediyormuş. Acaba büyük bir yanlış mı yapıyormuş? Bunu ablasına nasıl deyiverecekmiş? Ya anlat kızım, dedim. Anlat! Ağzım kelepçelidir benim. Bileceğim bir şey varsa deyiveririm. Yoksa da çeker giderim. Bunu söyledikten sonra anlatıverdi. Bir dönem kendisi Antalya’da turizm otelcilik okumuş. Orada tanışmış olduğu bir çocukla üç yıl çıkmış. Sonra anlaşamamışlar, ayrılmışlar. Aradan iki yıl geçtikten sonra nasıl olduğunu anlamadığı bir şey yaşamış. Bir gün ablası eve “Evleniyorum!” diye bunun eski sevgilisini getirmiş. Çocuk içeri girer girmez sanki hiç tanışmıyormuş gibi davranmış. Pişkin pişkin ablasına dönüp: “Senin ne tatlı kız kardeşin varmış. Onunla da çok iyi anlaşacağız!” Akşama kadar bir sürü laf soktu. Vallahi abla birkaç haftadır eve gidemiyorum. “Ne yapacağım abla?” dedi. Bir şey diyemedim. Döndüm arkamı gittim…

                Bu da bir şey mi be kızım. Bu kulaklar neler neler duydu, bu göz neler neler gördü. En yakın arkadaşının sevgilisiyle birlikte olan mı dersin. Kıskançlığından kötülük yapan mı? Ana avrat küfredip yoluna giden mi? Eğleniyoruz diye kendinden, kendi olmaktan vazgeçen mi?

               Konuşturmayın işte be çocuklar beni. Hepiniz biliyorsunuz. Her bişeyi biliyorsunuz da bilmiyorum diyorsunuz.

               Biraz Hüseyin’den mi bahsedeyim? Bırak be kızım. Sevmek ne demek? Âşık olmak nedir? Biz öyle şeyler bilmedik ki… Hüseyinler, o zamanlar İstanbul’a göç etmişler. Köyde yıkıldı yıkılacak bir evleri var. Hüseyin askerden döndükten sonra o evi ayağa kaldırmak için babası ve annesiyle köye gelmişti. Birkaç kere köy meydanında denk geldik. Beğenmiş beni. Bir akşam görücü geldiler eve. Birkaç ay sonra da nişandı, düğündü derken evlendik.

                Razı mıyım kendisinden? Allah bilir be kızım? Bazen diyorum ki domuz gibi inadı vardı. Bazen de melek gibi insandı. Melek gibi olduğundan tadından yenmezdi. Ama domuzluğunda da bir söz geçiremezdin ona.

                Kimim, kimselerim sizsiniz be canlarım. Başka da kimse kalmadı. Yaş da artık kemale erdi. Bir yüreğim soğusaydı… Hah. Bak o uzun kıvırcık saçlı çocuk el ediyor. Gideyim de biletlerimi alayım. Hadi sağlıcakla kalın. Daha ben buralardayım. Görüşeceğiz be yavrum!..

İÇE DÖKÜLMELER

               Âlim!.. Oğlum… Hadi be oğlum… Soğut şu ananın yüreğini. Nereye gittiysen gel be oğlum!.. Yıllardır seni arayıp dururum. Nerelerdesin oğlum? Biliyorum, sonuna kadar haklısın oğlum…

                O sabah… Keşke o sabah olmayaydı. Gâvurun dölü Hüseyin!.. Geceden sarhoş gelmişti eve. Sürekli sana sövdürüp durdu. Yat Hüseyin. Sabah konuşuruz dememe rağmen yaygarayı koparıp durdu, sonra sızdı. Sabah her zamanki gibi kahvaltıyı hazırladım. Ah be kuzum… Keşke seni uyandırmasaydım, okula gitti deseydim… Allah, inşallah Hüseyin’in öbür tarafta belasını veriyordur! Kalkar kalkmaz sana sardı. Neymiş… Neden saçlarını uzatıyormuşsun, gitar çalıp da başına çalgıcı mı olacakmışsın. O tokadı attığında içim cız etti. “Siktir git evimden!” dediğinde senin o giderken bakışını hâlâ unutamıyorum Âlim!.. İçim cız etti… Senden sonra Hüseyin’in tekmeleri, yumrukları kafamda bir bir patladı. Keşke ses edeydim, seni koymayaydım oğlum…

                Her zamanki gibi dayına gittiğini düşündük. O gece dayını aradığımızda oraya gitmediğini öğrendik. Aramadığımız yer, sormadığımız kapı kalmadı. Hastaneler… Karakollar… Bütün akrabalar… Arkadaşların… Müzik grubun… Hepsini alt üst ettik. Sır oldun, sırra kadem bastın.

                Baban öldükten sonra da kendimi yollara vurdum.Seni arar dururum oğlum. Belki o çok istediğin gitarist olmuşsundur diye.  Konser konser dolanmalarım ondandır be oğlum! O çok sevdiğin Haluğun peşinden dolanmalarım ondandır.

                Hadi ölmeden önce bir yüzünü göster KUZUM…

Esinlenilen Fotoğraf: Erkan Halis tarafından çekilmiştir.

Erkan Halis‘in instagram galerisi; https://www.instagram.com/erkhal/?igshid=15x8son442tyy

http://wiseof.com/ice-dokulmeler-sol-anahtari-sacit/

Instagramdan bizi takip edin ; https://www.instagram.com/wiseof_com/

  • Avatar
    Greggcib
    5 gün önce

    Хорошая статья

    1
    • Erkan ALTUN
      Erkan ALTUN
      5 gün önce

      Çok teşekkür ederim.

      1
  • Avatar
    Eylem
    2 ay önce

    Ah be rokuncu nene aradığını bir gün bulacaksın..

    5